İşkakao (Ixcacao)

İşkakao (Ixcacao)

Ixcacao(İşkakao), Maya kakao ağacı ve  (bu ağacın meyvesinden yapılan) çikolata tanrıçasıdır. Ona, çoğunlukla,   Mısır Ana, yağmur tanrısı ve diğer ziraat tanrılarıyla birlikte dua ediliyordu.

Açlık zamanlarında, iyi hasadın elde edilmesi için eski bir Maya efsanesinden nakledilen bir dua şöyleydi:

“İşkanil (İxcanil), tohum tanrıçası, işit beni.

İştok (Ixtoq), yağmur tanrıçası, yardım et bana.

İşkakao, çikolata tanrıçası, gözyaşlarımı gör ve  yardımıma yetiş.”

Çikolata tanrıçasına, ayrıca, orta ve güney Amerika’daki diğer kabileler de ibadet etmektedirler. Aztekler, çikolatayı verimlilik, çiçek ve  meyve tanrıları olan Şoçiketsal (Xochiquetzal) ile ilişkilendirmişlerdir.

Aztekler, onun ve Mısır Ana’nın onuruna kulağa garip gelen mısır balı içkisinin tadını çıkarıyorlardı. Onun tarifi ise  şöyledir:

♥ 1/4 fincan kuru mısır (kızartılmış ve bir gece bir fincan suda bekletilmiş)

♥ 1 Meksika vanilyası çekirdeği (1 fincan su içerisinde pişirilmiş)

♥ 113,34 g kakao çekirdeği ( kızarmış koyu renkli )

♥ 3/4 fincan bal ( dediklerine göre,  ayrıca geleneksel olarak üzerine tat vermek için biber de ekleniyordu ancak iğrenç görünüyor!)

Onun çağdaş hazırlanışı, yapılmış olduğu geleneksel usüle nazaran çok daha kolaydır. Tanrılara şükürler olsun! Bir önceki gece, mısırı (ya da mısır yemeği kullanılabilir) kuru bir tavada kızartın ve bir gece bir fincan suda bekletin. Daha sonra, kakao çekirdeklerini (ya da hazır olarak toz halindeki iyi kakaoyu kullanın) sos yapmak üzere yeterince sıcak su ile karıştırdıktan sonra balın içerisine katın. Vanilya çekirdeklerini yaklaşık 10 dk bir fincan suda kaynatın ve bu karışımı, mısır karışımı ve çikolata karışımı ile karıştırın. İçerisindeki tüm malzemeleri buzlu soğuk su ile birlikte harmanlayın.

Maya Sıcak Çikolata İçeceği Tarifi

♥ 2 fincan kaynar su

♥ 1 (eldivenlerle tohumları temizlenmiş) yarım kırmızıbiber ya da  isterseniz bu adımı atlayın

♥ 5 fincan süt (ya da krema)

♥ 1 (tohum zarfından kazınarak ayrılmış) vanilya çekirdeği 

♥ 2 ya da 3 tarçın kabuğu

♥ 226,80 g acı-tatlı çikolata ya da 3 tablet 0,63 cm.lik parçalara ayrılmış Meksika çikolatası

♥ Tat vermek için şeker ya da bal ekleyin.

Orta-yüksek ısılı bir tencerenin üzerinde kaynar suya kırmızıbiber ekleyin. Sıvı, 1 fincana kadar buharlaşana değin pişirin. Kırmızıbiberi çıkarın; suyu süzün ve bir yere ayırın (ya da yine bu adımı atlayın; Mayalar ve Azteklerin bizden daha güçlü mideleri  vardı. Düşmanlarının halen atan  kalplerini yerinden söküp atıyorlardı). Orta ısıdaki orta büyüklükteki bir kulplu tencerede, sütü (veya kremayı), vanilya çekirdeğini ve tarçın çubuklarını köpükler oluşmaya başlayana kadar karıştırın. Isıyı azaltın ve üzerine çikolata ve şeker veya bal ekleyin. Çikolata eriyene ve şeker çözünene kadar sık sık çırpın. Ateşten indirin, vanilya çekirdeklerini ve tarçın çubuklarını çıkarın. Eğer göze  alırsanız,  üzerine kırmızıbiberin demlendiği suyu ekleyin.

İşkakao (Ixcacao) Efsanesi

Maya mitolojisinde, İşkakao, çikolata,  verimlilik ve bolluk tanrıçası ve ayrıca aşk ve zevk kraliçesi olarak bilinmektedir.

Anlatılanlara göre, doğayı nasıl besleyeceklerini unuttukları için insan ırkı yok oluyordu. Bolluk ve keyif içerisinde yaşamanın yerine, açlık çekmeye ve cefa görmeye başladılar. Zayıf ve verimsiz hale geldiler.

İşkakao, insanlarla ilgileniyor ve onlara yardımcı olmak istiyordu. Bu nedenle,  beyaz çiçeklerle süslü olarak dünyaya geri döndü ve verimliliği, huzuru, gıdayı ve elbette çikolatayı geri getirdi.

Kaynak: http://www.angelfire.com/nc2/cybertemples/Ixcacao.html

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

KUVEYKIRLAR (QUAKERS) VE ÇİKOLATA

KUVEYKIRLAR (QUAKERS) VE ÇİKOLATA

Merhaba,  dostlarım ve dostlarımın    dostları! Ben konuğunuz Pendle Hill’im! Bu sayıda, Kuveykırların ya da Dostların (Friends)  çikolataya bakışını ele alıyoruz. Kuveykırlar, günümüzdeki çikolata yapımı olayında önemli rol almışlardır.

Çikolata, Avrupa’ya ilk kez Yeni Dünya’dan ganimet olarak geldi. Maya ve Aztek uygarlıklarının keşfinden sonra Avrupalı seçkinler çikolatayı içecek olarak hazırlamışlardır. Bu içecek ise Prenslerin ve patriklerin içeceği olmuştur.

1657’de, türünün ilk dükkanı Londra halkına perakende çikolata satıyordu. Halen içecek olarak sunulan çikolata, kısa bir süre sonra Paris Tıp Fakültesi’nin onayını kazandı.

17. yüzyılın sonlarına doğru, Friends (Dostlar), iyi tüccarlar olarak ün kazanıyorlardı. Elbette, az sayıdaki diğer kariyer yolları da kendilerine açılıyordu. Kuveykırlar üniversitelerden uzaklaştırılıyorlardı. Ve, şiddete başvurmamaya adanmış insanlar olarak askerlikte kariyerleri de kesinlikle söz konusu olmazdı!

Zaman içerisinde, Kuveykır tüccarlara çikolata ticareti cazip geldi. Değerli bilim adamları tarafından tıbbi niteliklerinin onaylanmasıyla beraber, Dostlar, alkole karşı sağlıklı bir seçenek olarak çikolatayı benimsediler.

Çikolata ticaretinde isim yapan ilk Kuveykır Joseph Fry adlı İngiliz doktordu. Dost Joseph’in Bristol’deki dükkanı bitkisel ürünler satıyordu. Sonradan ürünlerinin arasına çikolatayı da ekledi.

Joseph Storrs Fry

1795’e kadar, Fry ailesi, çikolata işinde neredeyse 50 yıllık deneyim kazanmıştı. Aynı yıl, bir Watts buhar makinesi sayesinde Fry’s Chocolate ürünlerinin üretiminde fabrika yöntemlerini uygulayan ilk çikolata üreticisi oldu.

1824’te,  23 yaşında bir genç olan Kuveykır John Cadbury’ye babası epey para verdi ve kendisine “Ya bat ya çık!” dedi. Muhtemelen babasının şeffaf  görüşlülüğünden ilhamlanan Cadbury, çay, kahve ve kakao satan bir dükkan açtı. Cadbury’nin dükkanı, ayrıca, düz cam pencere takılı olmasıyla (Birmingham’da ilk idi) ile ve çay tezgahında Çinli bir tezgahtar çalıştırılmasıyla da dikkate değerdi.

Rowntree isminin eklenmesiyle Kuveykır çikolatalarının sayısı üçe çıktı. Kuveykır Rowntreeler çikolata dükkanlarını York şehrinde açtılar.

19.  yüzyılda, Dostlar, çikolata yeme şeklimizi bambaşka bir biçime dönüştürdü. Bu zamana kadar çikolata içecekti ya da muhtemelen diğer yemek tariflerindeki bir malzemeydi.

1847’de, Joseph Fry’ın torunları, İngiliz toplumunu ilk kalıp çikolata ile tanıştırdılar. Eritilmiş kakao yağı, toz kakao ve şekerle karıştırılıyordu. Ortaya çıkan hamur ise kalıp halinde cendere ile sıkıştırılıyordu.

Diğer yenilikler, Cadbury’nin çikolatasında gerçekleşiyordu. Yıllar boyu, insanlar, toz kakao yapımı için çikolatadan çikolata yağını ayrıştırıyorlardı. Ancak hiç kimse, kakaonun tüm yağını sıkıştırarak uzaklaştıramıyordu. Bu nedenle, kakaoyu toz haline çevirmek için (patates unu gibi) katkı maddeleri kullanılıyordu. 1866’da, Cadbury’s, doğal kakao yağını ortamdan uzaklaştıracak daha gelişmiş bir yöntem keşfederek toz kakaolarından katkı maddelerini giderebildi. Bu yenilik, Kuveykır Cadbury’s’in şu reklamı yapmasını sağladı:

“Kesinlikle Saf: Bu Nedenle, En İyisi.”

Sadece pazarlama stratejisi başarı değildi ; yöntem,  şirkete (şekerleme üretimi işlemi için bir nimet olan) fazladan kakao yağı da sağlıyordu.

Diğer bir yenilik olarak, 1868 yılında,  Cadbury’s, kutulu çikolata şekerlemeleri trendini başlattı.

Sütlü çikolata, 1875’te icat edildi. Bunun şerefi Nestle’nin oldu. Kısa bir süre sonra, Kuveykır şirketleri kendi sütlü çikolata formüllerini geliştirdiler. Cadbury’nin mandıra sütü kalıp çikolatası, şirketin 1913’e kadar en çok satan haline geldi. Bunu takip eden 75 yılda ise İngiltere kalıp çikolatalarının kralı olarak kaldı.

Marka isimlerinin hepsi varlığını sürdürmesine rağmen, Fry, Cadbury ve Rowntree artık Kuveykırların denetiminde değildir. Fry’s ve Cadbury’s 1919’da birleştiler. 1969’da, bu şirket de Schweppes Ltd. ile birleşti. Rowntree ise 1988’de Nestle tarafından satın alındı.

Cadbury şirketinin işçilerine gösterdiği örnek tutumunu özellikle belirtmek gerekir. Kuveykır sahipliğinde olan çikolata şirketi, işçilerine haftada 5 gün çalışma imkanı veren ilk şirketti. Ayrıca, işçiler için spor tesisleri, tıbbi tesisler, okullar ve topluluk bahçeleri de yaptırılmıştı. 1893’te, Cadbury kardeşler, işçilerinin gecekondu mahallelerinden kurtulmalarına yardım etmek için  fabrikalarının yanında 120 akre (48,56 Hektar) arazi satın aldı. Bournville adını verdikleri bu köye, 144 kır evi, Cadbury işçileri ve genel olarak halk için inşa edildi. 1915’e kadar, bu köydeki  ölüm ve bebek ölümü oranları bütün olarak Birmingham’dakinin yarısıydı. 

Aşağıda göz  önüne alınması gereken sorular vardır:

1) Kısmen, Kuveykırlar için çikolata ticareti cazip geliyordu çünkü alkolden kaynaklanan toplumsal hastalıkları azaltmayı umuyorlardı. Günümüzdeki Dostlar için iş beklentileri ile toplumsal endişeler nerede kesişmektedir?

2) İşteki başarıları, Kuveykırların başkalarına yardım etmelerine imkan verdi. Günümüzdeki Dostlar, başarı ile hizmet arasındaki bağlantıyı gözetmeye devam eder mi?

3) Diğer bir Kuveykır çikolata dükkanının açılmasının zamanının geldiğine inanıyor musunuz?

Kaynak: http://www.westhillfriends.org/QVWchocolate.html

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Dinlenmek için Huzur ve Mola: Moodra!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sevgili okurlarım,

Size Adana’da uğranılması gereken bir butik kafeden bahsedeceğim.

Adana’nın Tarihi Tren İstasyonu’na 5 dakika mesafede, Ziyapaşa Bulvarı’nda yer alan Moodra özgün tasarımıyla dikkatimizi çekiyor. Yoga kavramıyla ve ev sıcaklığında hizmet verilen bu mekanda, birbirinden lezzetli, ev kalitesi ve temizliğindeki 3. nesil kahvelerin yanında, pasta ve kurabiye çeşitlerini mutlaka tadın.

Seveceğinize eminim.

Eda Uğurses’in ve Ebru Burkut Özler’in sahibi olduğu bu mekanda zaman geçirmeyi tek bir şey tarif eder: Bir keyif, bin söze bedeldir.

Moodra Cafe, şu adresinde ilgiyle ve güleryüzle sizi bekliyor:

Ziyapaşa Bulvarı, 

Özmucur Apt. 14/B

01130 Adana

Daha fazla bilgi için kafenin şu Facebook sayfasına tıklayınız: https://www.facebook.com/Moodra-Coffee-Kitchen-1172522899534303/

İyi eğlenceler!

Yalçın Ceylanoğlu

Hans Christian Andersen’in ‘Bok Böceği’ Hikayesi Raflarda Yerini Aldı!

Merhaba, sevgili okurlarım!

Artık bok böcekleri hakkında size çeşitli bilgiler verdikten sonra, sıra, edebiyatta bok böceğine nasıl değinildiğine gelmişti. Bu bağlamda, Ünlü Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen’in İngilizce “Dung Beetle” adlı kısa hikayesini dilimize çevirdim.
Bunun dilimize çevirilmemiş olması üzücüydü. Onun için, eseri resimlerle zenginleştirerek onu gerçekleştirdim. Sonunda ise, yayıncım E-Kitap Projesi Yayıncılık’ın sahibi Sayın Murat Uhrayoğlu sayesinde, onu e-kitap ve kitap halinde satışa sundum. 
 
Bir peri masalı olan bu eserde, hem küçükler için hem de büyükler için çıkartılacak dersler var. 
 
Umarım eserimi beğenirsiniz. Hatalarım varsa eğer, lütfen beni uyarmaktan çekinmeyiniz. Haklı eleştirileri değerlendiririm. 
Saygılarımla,
Yalçın Ceylanoğlu
İncelemek ve satın almak için şu bağlantılara tıklayınız:

Kaba Öğütülmüş Kakao Çekirdekleri

Şekil.1: Kaba öğütülmüş kakao çekirdekleri

Mayalanmış, güneşte ya da makinede kurutulmuş, kavrulmuş ve kırılarak kabuklarından ve diğer atıklarından ayıklanmış kakao çekirdeği parçalarıdır. Henüz öğütülüp şekerle karıştırılmamış, yoğun çikolata tadında ama hiç de tatlı olmayan tam çikolatadırlar.

Şekil.2: Tuzlu karamel soslu ve kaba öğütülmüş kakao çekirdekli çikolatalı beze yuvası

Kişisel olarak, kaba öğütülmüş kakao çekirdeklerinin lezzetli olduğunu düşünüyorum. Doku eşsizdir: kakao yağı denilen sihirli maddenin verdiği ağız serinletici özellikleriyle makademya (Macadamia) fındığı gibi gevrek ama taze; acı kakao lezzetiyle karmaşık. Lezzete alışmak biraz zaman alır ve her şeyde olduğu gibi, çok fazla kalitede kaba öğütülmüş kakao çekirdeği vardır. Eğer zaten bir çikolata aşığı iseniz, kaba öğütülmüş kakao çekirdeklerine de bayılacaksınız.

Resim.3: Kaba öğütülmüş kakao çekirdekli çilek, rezene ve roka salatası

Kaynak: http://sweets.seriouseats.com/2010/06/what-to-do-with-cocoa-nibs-recipes-chocolate.html

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Evernote her şeyi hatırlamanıza ve çaba sarf etmeden düzenli olmanıza yardımcı olur. Evernote’u İndirin.

Kuveykırlar (Titreyenler) İngiliz tatlı dükkanını nasıl fethetti?

Resim.1: Fry’s adlı çikolata üreticisinin, 1914 yılında piyasaya sürdüğü ve sütlü çikolatayla kaplı, gül tatlı Türk lokumundan oluşan, çikolatalı tatlı Fry’s Turkish Delight.

Resim.2: İkiye ayrılmış Fry’s Turkish Delight çikolatalı tatlısı

Resim.3: İngiliz Kuveykır tüccar ve banker, Barclay’s bankasının kurucusu David Barclay’in portresi.

ABD firması Kraft’a satılmış olan, Cadbury, Kuveykırlar’ca kurulmuş olan, birkaç İngiliz şirketinden birisidir. Ancak çikolata sanayinde böyle bir hakimiyeti nasıl kazandılar ve neden iş alanında bu kadar başarılı oldular?

Sanayiden çok, toplumsal yeniliğin savunulmasıyla daha ilgili olan bir mezhep topluluğu açısından, Kuveykırlar, aile işi alanında, etkileyici bir liste oluşturdular.

Barclays ve Lloyds bankaları, Clarks ayakkabıları, Bryant & May kibritleri ve Huntley & Palmers ve Carrs bisküvi şirketleri; barışsever topluluğun üyelerince kurulmuş şirketlerden, sadece, birkaçıdır.

Resim.4: Rowntree’s İngiliz şekerleme Şirketi’nin logosu

Ancak şekerleme alanı konusunda, Birmingham’lı Cadbury, Bristol’lü Fry’s ve York’lu Rowntree’s, bir asırdan daha uzun süren, güçlü tekeller oluşturmuşlardır.

KUVEYKIRLAR’IN TARİHİ

  • Dostlar Cemiyeti, 1650’lerde, İngiltere’de, George Fox tarafından kurulmuştur.
  • Barışsever mezhep topluluğu, tüm insanlara, eşit olarak değer verir ve hepimizde, Tanrı’dan, bir parça olduğuna inanır.
  • İsmi, kökenini, ya kurucusunun, önyargıca ( cezaları, az olması bakımından, pek önemli sayılmayan davaları inceleyerek, sonuca bağlamakla görevli ve yargıçlar yasasına bağlı, tek yargıç ), Tanrı’nın adını söylerken titremesinden (quake) ya da dinsel deneyim ile ilişkili olarak, titremekten almaktadır
  • Günümüzde, Büyük Britanya’da, yaklaşık, 17.000; tüm dünyada ise, 210.000 kuveykır mensubu bulunmaktadır.

Resim.5: Anglikan Kilisesi muhalifi ve Kuveykırlar mezhebinin kurucusu George Fox (1624-1691)

Bu başarı, Kuveykırlar’ın az sayıda olması göz önüne alındığında, daha da dikkate
değer bir hal almaktadır. 1851’de, İngiltere’deki, İskoçya’daki ve Galler’deki 21 milyonluk nüfusun, sadece, yaklaşık, 1.400’de birini oluşturuyorlardı ve bu da oran olarak, % 0,1’den daha da düşüktü.

Kuveykır tarihçisi Helen Rowlands’a göre, çikolataya yönelim, alkolün neden olduğuna inanılan acıya ve yoksunluğa karşı, bir tepki olarak, 19. yüzyılda, kakao içecekleriyle başladı.

Bayan Rowlands şunları söylüyor: “Kuveykırlar ve diğer Anglikan kilisesine bağlı olmayanlar, dönemlerinde, nüfusun genelindeki yanlış alkol kullanımından endişe etmelerinden ötürü, içki aleyhindeki harekete katıldılar.”

“Kakao, ucuz ve hazır içecek temin etmenin bir yoluydu. Sağlıklıydı, çünkü güvenilir su kaynakları bulunmadığında, onu yapmak için, suyu kaynatmak zorundaydınız.”

“Pek çoğu, işlerine, içinde herşey bulunan bakkal ve aynı zamanda, kardeşlik cemiyeti olarak, başlamış olan, üreticiler arasında, dostça bir rekabet vardı.”

“Aralarında, güçlü bağlantılar vardı. Birbirlerini, kiliseye dayalı yaşamlarımdan tanıyorlardı ve toplumdan dışlanmalarından ve zulum görmelerinden dolayı, güçlü bir birbirlerini kurtarmaları gerektiği duygularına sahiptiler.”

“Böylece, kişisel olduğu kadar, güçlü iş ağları geliştirdiler.”

Kalıp çikolatalar üretmeye yöneldikleri için, Victoria dönemi Kuveykır şirketleri, en gelişmiş makineleri satın alıp, diğer üreticilere karşı rekabet üstünlüğü sağladılar.

Diğer avantajları ise; adalet, eşitlik ve toplumsal reform arayışlarına paralel olarak gelişen dürüstlük ve güvenilirlik konusundaki ünleriydi.

Bayan Rowlands, “Ürünler için, ilk defa, sabit fiyat uygulayanlar arasındaydılar. Önceden, trampa (malın malla değişimi) çok yapılıyordu, ancak Kuveykırlar, ‘hayır, biz, ürünler için fiyat ve “sabit bir fiyat” açıklayacağız’ diyorlardı.”, diye belirtti.

“Halk takdir ediyordu ve Kuveykır iş adamları ile nerede durduklarını biliyorlardı – onlar, kendilerine zarar vermeden, geçimlerini sağlamak için, yanlarındaydılar”, diye de ekledi.

Bu etik yaklaşım, Kuveykır perakendecilerine, kızgın rakipleri karşısında bir rekabet üstünlüğü sağladı, çünkü onların müşterileri, kazıklanmadıklarını ve uygun bir fiyat elde etmek için, sıkı pazarlık yapmak zorunda olmadıklarını biliyorlardı.

Resim.6: Birmingham’ın güney yakasındaki Bournville işçi Köyü’ndeki dükkanlar
Okulları, boş zaman tesisleri ve parklarıyla eksiksiz hale getirilmiş Bournville işçi köyünü inşa etmiş olan, çok uluslu şekerleme şirketi Cadbury, emeklilik maaşı karşılığı ayıran ve kantin sağlayan ilk firmalar arasındaydı.

Onlar, ayrıca, sağlıklı bir iş gücünün, verimli bir iş gücü olduğuna biliyorlardı ve Britanya’da, halen, çocuk işçilerin bulunduğu bir dönemde, doktorlar ve diş hekimleri istihdam etmişlerdi.

Bayan Rowlands, kanıtların, yeni etik duruşun, başarılı bir işe neden olduğunu gösterdiğini, ancak diğer firmaların, buna, o dönemde, nasıl baktıklarının belli olmadığını, şöyle ifade etmektedir:

” Kuveykırlar, böyle davranan tek topluluk değillerdi ama onlar, bunun öncülerinden biriydiler. İnanç esaslı güdülenme ile iş arasındaki bağlantı, çok açıktı ve muhtemelen, diğerleri içerisinde, daha az ortada idi.”

Kuveykırlar, kurulu Kilise’ye karşı bir protesto olarak oluşturulmuşlardı; üyeleri ise, çetrefil bir halde, üniversitelerden dışlanmışlar ve diğer Kilise kurallarına uymayan topluluklarla birlikte, pek çok kamu ve yurttaşlık görevlerinden yoksun bırakılmışlardı.

Resim.7: Miras listesine alınmış, Avustralya’nın Sydney şehrindeki, genellikle ibadet buluşmasının yapıldığı, Kuveykırlar toplantı evi.

Bu nedenle, doktorluk ve polislik gibi meslekler, onlara açık değillerdi ve pek çoğunun, iş ve ticarete yönelmiş olmasının nedeni de, böyle açıklanmaktadır.

Bayan Rowlands, “18. ve 19. yüzyıl sırasında, Kilise kurallarına uymayan topluluklar, üniversitelerden yoksun bırakılmışlardı. Diploma almak için, icra eden bir Anglikan olmak zorundaydınız”, demekte ve sözlerini şöyle sürdürmektedir: “Fikirsel yol almış olabilecek bir sürü orta halli, ticaret ve sanayiye girişmiş ve yeteneklerinden, o alanlarda, adamakıllı yararlanılmıştı.”

Kuveykırlar arasında, yaratıcı bir özellik ve bilim merakı vardı ve ( Britanya demir sanayini kurmuş ve kok kömürünü kullanarak, ilk defa, demir filizinin dökümünü yapmış, İngiltere, Batı Midlands bölgesi, Shropshire Kontluğu, Coalbrookdale köyünden ) Abraham Darby ve kuşaklarının yanında, ( Galler’e, haddehanede, teneke levha üretimini getirmiş ) Hanbury ailesi, onların tipik örneklerindenlerdi.

Ayrıca, barışsever duruşları, yeni pazarlar da yaratmıştı. Rakiplerinin aksine, Darby ailesi, Napolyon Savaşları sırasında, top üretmeyi reddetmiş ve bunun yerine, silahlara göre, daha kazançlı bir sanayi olduğunu kanıtlamış olan, yurt içi demir eşyaya yoğunlaşmıştı.

1820’lerde, Pease ailesi, Kuveykır Hattı olarak bilinen, buharlı lokomotiflerin kullanıldığı ilk halka açık demiryolu olan, Stockton-Darlington güzergahının ilk tren işletmecisiydi ve Kuveykırlar, eczacılıkta (Allen and Hanburys Ltd ilaç şirketi), kimyevi maddelerde (kibrit sanayide kullanılan potasyum klorat ve beyaz fosfor üreticisi Albright & Wilson Ltd ve J. and E. Sturge & Co.) ve mühendislikte (“Ransomes of Ipswich” tarım makineleri şirketi ) de etkili olmuşlardı.

Doğal Anamalcılar

Ama onlar, aynı zamanda, kendi dönemlerinin insanlarıydılar ve evlenen bayanları işten ayrılmaya zorlamışlar ve daha sonra, Birleşik Krallık’ın köle ticaretiyle mücadelesini başlatmalarına rağmen, köleleri, Karayipler’deki şeker kamışı tarlalarında çalıştırmışlardı.

Resim.8: İngiltere’nin Coventry şehrindeki Warwick Devlet Araştırma Üniversitesi’nin Yazarlık Fakültesi öğretim görevlisi, gezi yazarı ve romancı Sarah Moss

“Chocolate: A Gobal History (Edible)” kitabını Yazmış olan, romancı, gezi yazarı ve öğretim görevlisi Sarah Moss, Kuveykırların köle tarlalarındaki koşulların, diğerlerinden daha iyi bulunmuş olabileceğini ancak “bunun, hiç şüphesiz, yine de, kölelik olduğunu” belirtmektedir.

Yazar, Kuveykır şekerlemecilerinin, iyi ve emniyetli fabrika koşulları sayesinde, güvenilir olarak görüldüğünü ve bunun da, o dönemdeki genel eğilimin tersi olduğunu açıklamaktadır.

Yazar, “Tatlıların kirlenmesi, 19. asırda, büyük bir sorundu. Sülüğen, zehirli olan, yaygın bir tatlı renklendiricisiydi ve çikolataya, ömrünü uzatmak için, tuğla tozu ilave ediliyordu.”, diye anlatmaktadır.

Yazar, ayrıca, şu sözleriyle, Kuveykırların dinsel inanç ve özgüven durumlarının, onları, doğal anamalcı yaptıklarına inanmaktadır:

” Kilise kurallarına uymayan topluluklar, bireyin kurtuluşu için gereken sorumluluk yükünü üstlenmektedirler. Kuveykırların, herhangi bir papazlık türü yoktur. Bu hayat yaklaşımı, başarılı anamalcılığın ilk örneğidir: sadece ilerlersiniz, sadece siz ve sistemsiniz ve de, hiçbir refah devleti olmadan.”

1870’li yıllarda, Oxford ve Cambridge Üniversiteleri, yeni meslekler ve fırsatlar yaratarak, Kuveykırları kabul etmeye başladılar.

Kuveykır ilkelerinin, işte ve iş yerinde desteklenmesi için, 2002’de, hayır derneği olarak kurulan Quakers and Business topluluğunun mali işler sorumlusu olan, Paul Whitehouse, bunun, günümüzde, daha az sayıda Kuveykır şirketi bulunmasının nedenini açıklanmasını sağladığını, şöyle açıklamaktadır:

“İnsanlar, geniş ölçüde, farklı meslekleri seçmeye yöneldiler. Artık, insanlar, iş alanına, eskisi kadar yoğunlaşmadılar. Eskiden, en iyi ve parlak olanlar, iş alanına atılırken, artık, her alana dağıldılar ve bu nedenle de dikkat çekmediler.”

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Kuveykırların sahip olduğu aile işleri, kaybolmaya başladı: çok uluslu şekerleme şirketi, 1969’da, İçecek şirketi Schweppes ile birleşti ve İngiliz şekerleme şirketi Rowntree’s, 1988’de, çok uluslu İsviçre gıda ve içecek şirketi Nestle tarafından satın alındı.

Bayan Rowlands, Kuveykır patronlarında, şirketlerine, tamamen, aile girişimleri olarak tutunmanın, kendilerini, rekabet yönünden zayıf hale getireceği hissi bulunduğunu söylemektedir.

Quaker and Business topluluğu, mazinin etik değerlerini, aynen, günümüzün toplumuna uygulamaya çalışmaktadır ve Kuveykır markası; güçlü, güvenilir ve zaman zaman, sömürülen bir marka olmayı sürdürmektedir.

19. asırda kurulmuş olan, ABD şirketi Quaker Oats, toplulukla hiçbir bağlantısı olmamasına karşın, tahıl gevreği kutularında, geleneksel olarak giyinmiş bir ‘Kuveykır’ın resmini kullanmaktadır.

Kaynak: http://news.bbc.co.uk/2/hi/uk_news/magazine/8467833.stm

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Evernote her şeyi hatırlamanıza ve çaba sarf etmeden düzenli olmanıza yardımcı olur. Evernote’u İndirin.

Beyindeki Çikolata

Yazar: Kristen Coveleskie

Hastahanedeki bir arkadaş için, hediye sepetine koyulacak eşyaları düşünürken, oda arkadaşım, bana, biraz Alman çikolatası ile döndü ve “çikolatanın, gerçekten, insanı mutlu ettiğinin doğru olup olmadığı”nı sordu. Bana, ” Bu, beyindeki endorfinlerle ilgili, doğru mu?”, diye ekledi. Biraz araştırma yapmaya karar verdim. “Çikolata, sizi, beyni etkileyerek mi mutlu yapar?” Merak ettim ve internete girip, “beyindeki çikolata” şeklinde arama yaptım. Lo ve işte, ben, çikolatayı oluşturan 300’ün üzerindeki kimyasal maddenin, sinir sistemi yoluyla, bedenlerimize, sayısız ve değişik etkileri olduğunu keşfettik (1).

Resim. 1: Ritter marka Alman çikolataları

Resim. 2: Gross marka en iyi kalite Alman çikolatası. Gross markasının ürünleri, Braunschweig ve Hannover yakınlarındaki Peine kasabasında üretilmektedir. Bu ürün, Peru’nun Amazon ormanlarındaki Tocache eyaletinin en iyi ekim alanlarındaki gerçek trinitario kakao çeşidinden üretilmiş, en iyi kalite çikolatadır.

Çikolata, belirli sinirsel uyarı taşıyıcısı maddelerin (nörotransmitter) salınımına neden olarak, beyni etkileyebilir. Sinirsel uyarı taşıyıcısı maddeler, nöronlar (sinir hücreleri) arasındaki sinyalleri ileten moleküllerdir. Sözü geçen bir anda sahip olduğumuz belirli sinirsel uyarı taşıyıcısı maddelerin miktarlarının, ruh halimize büyük etkileri olabilir. Endorfinler ve diğer sakinleştirici maddeler gibi, sevindirici sinirsel uyarı taşıyıcısı maddeler, gerginliği azaltmaya yardımcı olabilir ve öfori hislerine neden olabilirler. Sinir hücreleri arasındaki bağlantılar olarak, sinapsın ( İki komşu sinir hücresinin çıkıntılarının birbiriyle temas ettikleri boşluk alan ) önündeki sinir hücresinin zarından salgılanırlar ve sinapsın arkasındaki hücre zarındaki alıcılarla etkileşime girmek üzere, sinaps yarığını, uçtan uca geçerler. Alıcılar, bağlantılı sinir hücrelerindeki farklı tepkileri tetikleyebilen belirli moleküllerle tepkimeye girecek biçimde özelleşmişlerdir. Uygun sinirsel uyarı taşıyıcısı maddeler, belirli duyguları tetikleyebilirler.

Resim. 3: Sinirsel etkinin ulaşması, sinirsel uyarı taşıyıcısı maddelerin (nörotransmitter) salınımını uyarır. Onlar, sinapstan geçerler ve hedef hücredeki kanalları açarlar. Yüklü tanecikler, o zaman, hücreye girer ve ikinci bir uyarımı tetiklerler (Resmin kaynağı: http://www.daviddarling.info/encyclopedia/N/neurotransmitter.html )

Çikolatanın, beyindeki endorfin seviyelerini etkilediği iddiasında, oda arkadaşımın, haklı olduğu ortaya çıkmaktadır. Çikolata yemek, beyne salınan endorfin seviyelerini artırmakta ve böylelikle, çikolatanın, rahatlık gıdası olduğu iddiasının doğruluğunu desteklemektedir. Endorfinler, acıyı azaltmaya ve gerginliği azaltmaya yaramaktadırlar (2). Çikolatanın etkilediği diğer bir yaygın sinirsel uyarı taşıyıcısı madde ise, ‘serotonin’dir. Serotonin, bunalım önleyici (antidepresan) bir madde olarak bilinmektedir. Serotonin salınımına neden olan kimyasal maddelerden birisi de, aralarında, çikolatanın da yer aldığı nesnelerde bulunan ( protein yapısındaki temel aminoasitlerden birisi olan ) triptofandır (1).

Resim.4: Serotoninin 2 boyutlu iskelet formülü

Çikolata tarafından salınan daha eşsiz sinirsel uyarı taşıyıcısı maddelerden biri de, ‘Feniletilamin’in (PEA). Bu sözde “çikolata amfetamini”, tansiyonda ve kan şekeri seviyelerinde değişiklere yol açar ve böylece, uyanıklık ve coşku hislerine neden olur (1). Amfetamin gibi, ruh halini yükseltilmesinde ve bunalımın azaltmasında etkili olmaktadır, ancak aynı tahammüle ve bağımlılığa yol açmamaktadır (3). Feniletilamine, ayrıca, “aşk ilacı” adı da verilmektedir çünkü birine aşık olduğunuz zaman, benzer bir duyguya yol açmakta olan, nabız atışınızın hızlanmasına yol açar (4).

Resim.5: Feniletilaminin kimyasal yapısı

Çikolatada bulunan diğer bir ilginç bileşik; yağ asidi amitleri sınıfında bulunan, ( Sanskritçede, “zevk, neşe, mutluluk” anlamına gelen “ananda” kelimesi ile, “amit” kelimesinin birleşmesinden oluşan ) vücutta üretilen ‘kannaboit’ yapısındaki sinir taşıyıcısı olan, “anandamit” adlı yağdır (lipid). Anandamit, esrarda bulunan bir kimyasal madde olan, THC’ye ( tetrahidrokannabinol ) benzerliğinden ötürü eşsizdir. Her ikisi de, insanların, bir zirve ile bağlantı kurdukları mutluluk duygularına önderlik eden bir sinirsel uyarı taşıyıcısı madde olan, ‘dopamin’in üretimini doğuran, aynı alıcıyı etkinleştirmektedir. Beyinde, doğal olarak bulunmakta olan, anandamit, çok hızlı biçimde parçalanmaktadır. Anandamit düzeylerini artırmasının yanında, çikolata, ayrıca, anandamitin parçalanmasını yavaşlatmaya yarayan ve böylelikle, mutluluk hislerini uzatan iki diğer kimyasal maddeyi daha içermektedir (4). Çikolatadaki anandamitin, neşe ve sevinçten coşma hisleri yaratmaya yardımcı olmasına rağmen, etkisi, esrardaki THC maddesiyle aynı değildir. THC, beyinde daha yaygın biçimde dağılmış alıcılarla etkileşime girer ve çok daha yüksek miktarlarda bulunur. Esrarın yarattığı yoğunlukta etkinin gerçekleştirilmesi için, 11,34 kg çikolata tüketmek gerekir.

Resim.6: Anandamitin iskelet formülü.

Resim.7: Tetrahidrokarbinolün (THC) kimyasal yapısı.

Teobromin, sinir sistemini etkileyebilen, çikolatada bulunan diğer bir kimyasal maddedir. Zihinsel ve fiziksel rahatlamaya yol açabilen özelliklerinin olmasının yanında, ayrıca, ‘kafein’e benzeyen bir uyarıcı olarak da etki gösterebilir. Baş ağrılarına neden olabildiği kadar, uyanıklığı da artırabilir. Çikolatada, kafeinin bulunup bulunmadığı konusunda bile, çok sayıda tartışma mevcuttur. Bazı bilim adamları, daha az kuvvetli teobrominin, kafein benzeri etkilerin tek sorumlusu olduğuna inanmaktadırlar (5).

Resim.8: Teobrominin kimyasal yapısı

Çikolatanın, sinir sistemine etkileri incelendiği zaman, ayrıca, çikolatanın tüm sinir sistemlerini, aynı şekilde tedavi etmediğinin belirtilmesi de önem taşımaktadır. Örneğin, çikolatadaki kimyasal maddeler, pek çok hayvanın ölümüne neden olabilir. Özellikle teobromin, köpekler ve atlar gibi diğer hayvanlarda, hızlı biçimde metabolizmaya uğratılmaz, yani kimyasal tepkimelere sokulmaz(1).

Çikolatanın, mutluluk duyguları ile ilişkili uzun bir tarihi vardır. O, eski Azteklerden, Victoria dönemi sosyete mensuplarına ve Papalara kadar sıralanan insanların gözdesi olmuştur. Çikolatanın, ayrıca, tanınmış bir şehvet uyarıcı ya da artırıcı madde (afrodizyak) oluşunun da tarihi vardır (6). Feniletilaminin, kalp atışlarını hızlandırma yeteneğini, anandamitten kaynaklanan öfori hislerini, teobrominin rahatlama sağlama gücünü ve beyin boyunca, hoşa giden hisler gönderen diğer sinir taşıyıcılarını birleştirdiğiniz zaman, bu, akla uygun gelmektedir. Çikolatayla ilişkili isimler bile, onun gücünü ima etmektedir. Anandamit, Sanskritçede, mutluluk anlamına gelen ‘ananda’ sözcüğünden gelmektedir; teobromin adının kökenine ise, Yunancada, ‘tanrıların gıdası’ anlamına gelen ‘theobroma’ sözcüğünde rastlanabilir (6).

Çikolata yemenin, gerginliği ve acıyı azaltabildiği kadar, öfori duygularını artırabildiği, doğru görünmektedir, ama çikolatanın, bağımlılık yapabilmesi mümkün müdür? Kısmen, ruh halini yükselten niteliklerinden dolayı, kendilerini, çikolataya bağımlı olarak kabul eden, sıra dışı insanlar vardır. Yine de, çikolatanın, benzer kimyasal maddeleri ve etkileri bulunan ilaçlar gibi, bağımlılık yapan bir madde olup olamayacağı hakkında, ortada, pek çok soru durmaktadır. Bilim adamlarının çoğunluğu, çikolatanın, bağımlılık yapmadığında hemfikir gibi gözükmektedir. Bazıları, çikolatanın, yalnız, insanların, gerçekleşeceğine inandıkları için, bu etkileri doğuran, sırf, ilaç olarak verilen tesirsiz bir tür madde olduğunu söyleyecek kadar ileri gitmektedirler. Feniletilamin ve anandamit gibi kimyasal maddeler, diğer yenilebilir gıdalarda çok daha yüksek miktarlarda bulunabilirler ama onlar, aynı etkiyi sahip gibi gözükmemektedirler (1). Yine de, bu iddiayı reddedecek ve çikolatanın mucizelerini ilan etmeye devam edecek, sıra dışı pek çok tanınmış çikolata bağımlısı mevcuttur.

Ayrıca, tüm çikolataların, eşit biçimde yaratılmadıklarının hatırlanması da önem taşımaktadır. Çikolatanın kuvveti, geniş ölçüde, üretim yöntemine bağlıdır. Çikolatanın elde edilmekte olduğu, kakao çekirdeği, doğal olarak, acı bir tada sahiptir ve bunun etkisi, fazlasıyla, şekerler ve diğer maddeler ile azaltılmaktadır. ABD’de, bir nesnenin, çikolata olarak kabul edilebilmesi için, içerisinde, sadece, % 10 kakao içermesi yeterlidir (5). Çoğu, Almanya’dan gelen, oda arkadaşımın derlemini (koleksiyon) incelediğim zaman, kakao düzeylerinin, siyah çikolatada, biraz daha yüksek oranda olan, % 30 civarında olduğunu öğrendim. Görünüşe göre, seyreltik çikolatada, etkiler de, en az olacaktır.

Çikolata gibi bir gıdanın, beynimizin işleyişlerinde ve böylelikle, dünyayı algılamalarımızda, böylesine bir etkiye sahip olabilmesinin, epey büyüleyici olduğunu düşünüyorum. Oda arkadaşımla, bir yılı geçen tanışmamızdan beri, çikolata tüketimimi, önemli miktarda artırdım. Ayrıca, onunla tanışmamızdan öncesine göre, daha mutlu bir insan olduğuma inanıyorum. Bunun, hemen hemen, her gün tükettiğim çikolatanın, ruh hali bakımından, güç algılanan dönüşümümle ilgisi olabilir miydi acaba? Öyle olmadığına inanmak isterdim ama bu, ilginç bir düşüncedir. Yine de, ne zaman kendimi, biraz bunalımlı ya da ezilmiş hissetmeye başlasam, içgüdüsel olarak, kolumu, çikolata zulasına uzanırken buluyorum ve bu, daima, beni, iyi hissettiriyor gibi görünüyor.

Kaynakça:

  1. http://www.bbc.co.uk/search?v2=true&q=chocolate
  2. http://www.bodywindow.com/endorphins.html
  3. http://www.lifecirclepublishing.com/chocolate.htm
  4. http://kkloukin.home.cern.ch/kkloukin/chocolate.htm
  5. http://expertenough.com/973/chocolate
  6. http://eatsomethingsexy.com/wordpress/aphrodisiac-foods/chocolate/
  7. http://faculty.washington.edu/chudler/choco.html

Kaynak: http://serendip.brynmawr.edu/bb/neuro/neuro04/web1/kcoveleskie.html#1

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Evernote her şeyi hatırlamanıza ve çaba sarf etmeden düzenli olmanıza yardımcı olur. Evernote’u İndirin.

Çikolatanın, Feniletilamin (PEA) ile Dolu Olduğu Doğru Mu?

Feniletilamin Nedir?

Resim: Feniletilamin’in (PEA) kimyasal yapısı

Feniletilamin, beta-fenetilamin ya da fenetilamin, organik bileşik, doğal bir tek aminli alkoloid, iz miktarda bulunan bir amin bileşiği ve ayrıca, psikoaktif (beyin işlevlerini etkileyen) ilaç ve uyarıcı etkileriyle tanınan pek çok üyesi olan, bir kimyasal maddeler sınıfının adıdır. Feniletilamin, memelilerin merkezi sinir sisteminde, sinir hücrelerini düzenleyici (nöromodülatör) ya da sinir taşıyıcısı (nörotransmitter) olarak işlev gösterir. Vücuda dışarıdan zorunlu olarak alınması gereken temel aminoasitlerden biri olan, fenilalaninden, enzimle, CO2’nin giderilmesiyle (dekarboksilasyon) sentezlenmektedir. Feniletilamin, memelilerde bulunmasının yanında, diğer pek çok canlıda ve özellikle mikrobik mayalanmadan sonra, çikolata gibi gıdalarda bulunmaktadır. Sözde ruh hali ve kilo kaybı sağlayan şifalı yararları için, gıda takviyesi olarak satılmaktadır; ancak ağız yoluyla alınan fenetilamin, genellikle, Monoamin Oksidaz tarafından, ilk geçiş etkisiyle, yoğun şekilde, fenilasetik aside parçalanması nedeniyle etkisizdir. Bu da, onu, beyinde, önemli konsantrasyonlara ulaşmaktan alıkoyar. Feniletilamin türevleri topluluğuna, fenetilaminler adı verilir. Yapısı değiştirilmiş fenetilaminler, yapısı değiştirilmiş amfetaminler ve yapısı değiştirilmiş metilendioksifenetilaminler (MDxx); aralarında, anorektikler, bronşları genişleten maddeler, konjesyon giderici ilaçlar, çökkünlük gidericilerin (antidepresanlar) yanında, entaktojenler, psikedelik maddeler, uyarıcıları içeren feniletilaminden türevlenmiş bir dizi geniş ve türlü türlü bileşik sınıflarıdır.

Çikolatanın, feniletilamin (PEA) ile dolu olduğu doğru mudur?

‘Feniletilamin’in, kakao çekirdeklerinde ve çikolatada bulunduğunu gösteren birçok çalışma bulunmaktadır. Onun seviyesi, konsantrasyonu, kg başına, mg dizisi cinsinden olmakla birlikte, kakao çekirdeklerinin mayalanması ve kavrulması sırasında artmaktadır. Bu da, insanların, çikolata yiyerek, beyinlerindeki PEA düzeylerini artırabilecekleri ve bununla, (günümüzde, özellikle 14 Şubat tarihindeki Sevgililer Günü dolaylarında dahi) aşık olma arasında bağlantı kurulabileceği şeklindeki (geniş ölçüde dile getirilen) bir fikre neden oldu. Bu, çikolata satışları için, harikalar yaratmış olabilir ama MAO-B (Monoamin Oksidaz-B) enzimi tarafından, feniletilaminin hızla parçalanması, PEA’yı, beyne ulaşmaktan alıkoyacaktır.

Kaynaklar:

  1. http://www.chm.bris.ac.uk/motm/pea/peah.htm
  2. http://www.rsc.org/learn-chemistry/resource/rws13856352/phenethylamine

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Evernote her şeyi hatırlamanıza ve çaba sarf etmeden düzenli olmanıza yardımcı olur. Evernote’u İndirin.

Kakao Yeniden Keşfediliyor

Yazar: Marjorie Ross

18. asırda, Linneaus tarafından, Theobroma (Yunancada “tanrıların gıdası”) cacao adı verilen, kakao çekirdeği, Avrupalıların gelişinden uzun zaman önce, Amerika halkının gözdesi olmuştu. Maya dilinde, ona, çekirdeklerinde gizlenmiş olduğunu söyledikleri, ateşi çağrıştıran bir terim olan, "ka’kaw" deniyordu.

Maya geleneği, tanrı Kukulkan‘ın (" Tüylü Yılan"), insan türünün yaratılmasından sonra, kakaoyu, doğrudan doğruya, halkına verdiğini iddia ediyordu. Ek Chuah (‘Ek Çuvah’ şeklinde okunur) adlı kakao tanrıları dahi vardı ve onuruna, yıllık bir şenlik kutluyorlardı. Aztekler de, bundan geri kalmamış ve Ketsalkoatl‘ın ( Quetzalcoatl: Tüylü Yılan ) gökten, harika bitkiyi vermek üzere, yere indiğini iddia ediyorlardı.

Resim.1: Günümüzde, Meksika’nın Çiapas eyaletinde, Usumasiinta (Usumacinta) Nehri kıyısında yer alan eski bir Maya şehri Yaşçilan’da (Yaxchilan), Klasik Maya “Hayal Yılanı” biçimindeki Maya (yaratıcı) tüylü yılan tanrısı Kukulkan’ın tasviri.

Resim.2: Klasik Sonrası Dönem Maya kakao tanrısı Ek Chuah.

Kakaonun mutfakla ilgili en önemli kullanımı, meyvenin çekirdeklerinin öğütülmesi ve suda eritilmesi ile elde edilen, canlandırıcı ve uyarıcı bir içeceğin hazırlanmasıydı. Buna, Mayalılar, chocolhaa ( ‘çokolha’ şeklinde söylenir ) – acı su- ; Aztekler ise, çikolata kelimesinin türediği ‘şokolatl‘ diyorlardı.

O, farklı bal türleri, sabır otu (Agav) şurubu ile tatlandırılıyor ve vanilya ile, ona koku veriliyordu. Onu, tek başına ya da öğütülmüş mısırla birlikte içiyorlardı veya üzerine, kırmızı rengini vermek için, otlar, meyveler, çiçekler ya da annotto tohumlarından elde edilmiş baharatlar ekliyorlarlardı.

Sıcak ya da ılık hazırlandığı zaman, ona, "pişmiş kakao" deniyordu ve enfes bir ikram olarak isteniyordu; soğuk iken ise, topluluk toplantılarında, elden ele dolaştırılıyordu.

Mısır içeceği gibi, kakao içeceği de, özel günler (cenaze töreni, savaş ayinleri ya da ekim ya da hasat kaldırma) ile ilişkilendiriliyordu. Aztekler arasında, sadece, savaşta sivrilen asiller, özel izin olmaksızın, içeceği tüketmeye yetkililerdi. Onu izinsiz içen biri cezalandırılabiliyordu; bu nedenle, ona, Azteklerin kullandığı Navatl (Nahuatl) dilinde, "kanın ve kalbin bedeli" anlamına gelen ‘yollotlieztlic‘ ( ‘yollotliestlik’ diye söylenir) deniyordu.

Yine de, son arkeolojik ve tarihsel çalışmalar, onun, sadece, toplumun en üst kesimiyle sınırlı olmayan biçimde, sıkça tüketildiğini doğrulamaktadır. Onu eken avam insanlar, ayrıca, onu, günlük hayatta da tüketiyorlardı. Ama bu; sütle, şekerle ve diğer maddelerle karıştırıldığında, çikolata olarak bilinen ürünü yaratmakta olan, kakaoyla yapılan günümüzün en gelişmiş şekerlemelerinde olduğu gibi, onun, yüksek statülü bir ürün olduğu gerçeğini reddetmemektedir.

16. yüzyılın sonuna kadar, kakao nakliyatları, Atlantik Okyanusu’nun karşı yakasındaki İspanya’ya geçiyordu ve onun tüketimi, kısa bir süre sonra, özellikle şeker kamışı şekeri ile tatlandırmaya başladıkları zaman, Avrupalıları fethetti.

Belize’nin kuzeyindeki Orange Walk Town kasabasının yakınındaki Kolha (Colha) sit alanındaki ürünün kalıntıları, Klasik Öncesi Dönemdeki (MÖ 600- MS 200) Mayaların, kakaolu yemekler tükettiğini göstermiştir. Kimyasal analizleri ise, o zaman, kakaonun, balla, mısırla ve kırmızıbiberle (acı biber) karıştırıldığını kanıtlamıştır. Üstelik, Meksika’nın Veracruz eyaletindeki sit alanlarındaki kaplardan elde edilen yeni bulgular, Belize sit alanındakinden asırlar önce (MÖ 1900 – MÖ 900), kakaonun, burada, içecek olarak tüketildiğini göstermektedir.

Moda Geri Dönüyor

Çağdaş beslenmede – daha fazla kakao ve daha az şeker içeren – koyu renk çikolata kullanma eğilimi, asırlar öncesinden kaynaklanan bir modadır: eski Maya halkı, onu, savaşçıları için bir uyarıcı olarak tavsiye ediyordu ve onun, sağlık açısından, önemli yararlar sağladığını iddia ediyordu. Artık, onun etkisinin, polifenollerden ve antioksidanlardan kaynaklandığını ve ne kadar koyu renkliyse, o kadar iyi olduğunu biliyoruz. O, daha saftır ve daha yüksek miktarda kakao içermektedir.

Ama o kadar da hızlı kutlamayın: bir kutu lezzetli çikolata yutmak, sağlığınızı iyileştirmeyecektir. Ancak çikolatayı aşırıya kaçmadan tüketmek, kan basıncını ve kandaki glikoz düzeyini artıran ‘feniletilamin’in (yapısı ve farmakolojik özellikleri bakımından, amfetamini andıran bir amin olan sinir taşıyıcısı) , öfori yaratan etkilerinden dolayı, ruh hâlinizi, fazlasıyla iyileştirebilmesi mümkündür. Ve eğer onun onun fiziksel yararlarından, en fazlasını elde etmek isterseniz, saf ve organik olanlar, daha iyidir. Ama Mayalar ve Aztekler, bunu, zaten biliyorlardı.

Resim.3: Feniletilamin’in (PEA) kimyasal yapısı.

Ana Çeşitleri

Resim.4: Üç kakao çeşidi: Criollo, Forastero ve Trinitario (Fotoğrafın kaynağı: http://annmariekostyk.com/2010/12/12/chocolate-basics-theobroma-cacao-varieties/ )

Criollo ya da İspanyolcadaki karşılığı Creole denen kakao, mükemmel niteliğiyle tanınan bir çeşittir. Kaliteli çikolataların üretimi için ayrılmaktadır (Venezuela’da, Ocumare de le Costa köyünün adıyla yetiştirilir).

Resim.5: Kakaonun Criollo çeşidinin kırmızımsı meyvesi

Kökeni, Yukarı Amazon olan, Forastero (İspanyolcada, ‘yabancı’ anlamındadır) ya da köylü çeşidi, özellikle Afrika’da en yaygın yetiştirilenidir.

Resim.6: Kakaonun Forastero çeşidinin açık yeşil ve sarı meyveleri

Daha sonra ise, aralarından, Trinidad adası kökenli, Trinitario ya da ‘trinitarian’ kakaosunun göze çarptığı, hibrit çeşitleri bulunmaktadır. Bu çeşit, kuvvetini aldığı Criollo ile, lezzetli kokusunu aldığı Forastero çeşitlerinin melezidir.

Resim.7: Kakaonun Trinitario (melez) çeşidinin meyveleri.

Kıtalar Arası Yolculuk

İspanyol gemileriyle, Atlantik Okyanusu’nun karşı yakasına geçtiği andan itibaren, kakao, birçok kıtayı katetmeye başladı ve tropikal iklimli ülkelerde yıldızı parladı. Bunlardan, en önemlileri şunlardır: Afrika’daki Fildişi Sahili, Nijerya, Gana ve Kamerun; Asya’daki Malezya ve Okyanusya’daki Papua Yeni Gine. Ve Latin Amerika’da, Brezilya, Ekvator, Dominik Cumhuriyeti, Meksika, Belize, Kosta Rika ve Venezuela gibi yerlerde de tutunmayı başardı.

Günümüzde, 10 ülke, küresel hasadın %90’ını üretmektedir; Afrika ise, üretim miktarı bakımından, en yüksek mertebede hüküm sürmektedir. Buna rağmen, esasen, organik ürünlerinin yetiştirilmesiyle, çok üstün nitelikli kakao hasadı kaldıran Latin Amerika ülkeleri vardır.

Kakao, gelişmekte olan ülkelerde üretilmektedir, ancak onun, çikolataya dönüştürülmesi işlemleri, yine, en büyük tüketicileri olan, sanayileşmiş ülkelerde gerçekleştirilmektedir.

Kaynak: http://hub.aa.com/en/nx/cocoa-reinvented-marjorie-ross

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Evernote her şeyi hatırlamanıza ve çaba sarf etmeden düzenli olmanıza yardımcı olur. Evernote’u İndirin.